Anlatacak çok şey var.

Erciş ve çevresinin yemekleri, doğası, tarihî yerleri ve kültürü hakkında kısa yazılar: yerel ürünlerden Van Gölü çevresindeki gezilere.

Erciş’te bir gün: göl, tarih ve sofra

Bir günlük Erciş gezisine her yeri sığdırmaya çalışmayın. Göl kıyısı, bir tarih durağı ve sakin bir yemek; şehri tanımaya başlamak için güzel bir üçlü.

Tuzlu balık: gölden sofraya kalan tat

Gölün hikâyesi kıyıda bitmiyor. İnci kefali, tuzlu balık adıyla mutfakta başka bir zamana taşınıyor; yanına gelen ayran aşıyla birlikte bir sofrayı anlatıyor.

Otlu peynir: kahvaltıda yaylanın kokusu

Beyaz peynirin içindeki yeşil izler süs değil. Otlu peyniri tanımak, bir kahvaltı tabağından başlayıp bölgenin otlarına ve süt geleneğine uzanmak demek.

Van Gölü kıyısında bir gün

Erciş’i tanımak için önce göle bakın. İlçenin Van Gölü’nün kuzeyindeki konumu, hikâyesinin de başlangıcı.

Erciş lahanası: kelemden sarmaya

Üzümün yanında bir başka tanıdık ad: kelem. Erciş lahanasının hikâyesi, tarladan başlayıp tek tek açılan yapraklarla sofrada devam ediyor.

Kadem Paşa Hatun Kümbeti: taşa işlenen hatıra

Erciş’in Vanyolu Mahallesi’nde, çokgen gövdesi ve sivri külahıyla hemen ayırt edilen bir yapı var. Kadem Paşa Hatun Kümbeti, bir aile hatırasını yüzyıllar boyunca taşıyor.

Zernaki Tepe: Erciş’in eski şehir planı

Zirnaki diye de anılan Zernaki Tepe’de merak uyandıran şey, tek bir büyük anıttan çok bir şehrin düzeni: birbirini dik kesen yollar ve tekrar eden yapı adaları.

Bendimahi Köprüsü: eski kervan yolunun iki kemeri

Göl çevresini gezerken yalnızca varılan yerlere değil, eskiden o yerleri birbirine bağlayan yollara da bakmak güzel. Muradiye’deki Bendimahi Köprüsü, bu yolların taşta kalan izlerinden biri.

Koçköprü Kanyonu: yeşilden buza

Erciş’in manzarası göl kıyısında bitmiyor. Koçköprü Kanyonu, yazın yeşiliyle, kışın kayalardan aşağı uzanan buz sarkıtlarıyla aynı yeri iki farklı dünyaya dönüştürüyor.

Van kedisi: gölün çevresinden tanıdık bir yüz

Beyaz tüyler, kabarık bir kuyruk, meraklı bir bakış. Van kedisi, Erciş’in de içinde olduğu Van Gölü havzasını anlatırken akla gelen en tanıdık yüzlerden biri.

Süphan Dağı, Aygır ve Arin gölleri

Erciş’ten batıya, Adilcevaz yönüne uzanan coğrafyada Süphan’ın geniş kütlesi manzaraya eşlik ediyor. Dağın çevresindeki göller ise aynı manzaranın farklı su hikâyeleri.

Muradiye Şelalesi: Bendimahi’nin sesi

Erciş çevresindeki geziyi doğuya doğru genişletince bu kez gölün açıklığına akan suyun sesi ekleniyor. Muradiye Şelalesi, Van’ın Muradiye ilçesinde.

Akdamar Adası: gölün ortasında taş hikâyeler

Akdamar, Erciş’in kıyısından görülen göl coğrafyasının güneyindeki başka bir hikâye. Gevaş açıklarındaki adada, küçük bir yapının duvarları uzun uzun bakılacak ayrıntılar taşıyor.

Nemrut Krater Gölü: kalderanın içindeki dünya

Van Gölü’nün batısında, Bitlis’teki Nemrut kalderasında manzara yön değiştiriyor: bu kez suya bir kıyıdan değil, büyük bir volkanik çanağın içinden bakıyorsunuz.