Tuzlu balık: gölün mutfaktaki karşılığı
İnci kefali yalnızca bahardaki göçüyle anılmıyor. Tuzlanarak saklanan hâli, yörede tuzlu balık adıyla sofraya geliyor. Yanında ayran aşı ya da bulgur pilavı: Kültür envanterinde kaydedilen bu eşlikçiler, balığı bir öğüne tamamlıyor.
Balık Bendi’nde izlenen canlıyla sofradaki yemeğin aynı tür olması, Erciş’in gölle kurduğu bağı somutlaştırıyor.
Otlu peynirin kokusu
Van otlu peyniri, Erciş’in de içinde olduğu geniş bir bölgenin süt ve ot bilgisini taşıyor. Sirmo, mendi ve heliz gibi yerel adları olan otlar, peynire kendine özgü kokusunu veriyor. Süt, ot karışımı ve olgunlaşma biçimi değiştikçe her peynirin tadı da farklılaşabiliyor. Kahvaltıda küçük bir parça bile bu mutfağa iyi bir giriş.
Keledoş ve ayran aşı
Keledoş; et, nohut, mercimek, buğday ve yerel otların kurutla buluştuğu doyurucu bir Van yemeği. Kurut, kurutulmuş yoğurda verilen ad. Ayran aşı ise yoğurt ve dövme buğdayın çevresinde kuruluyor; Van kültür envanterindeki tarifte kabak, evelik ve kişniş de var.
Erciş’in sofrası, Van ve çevresiyle bu yemekler etrafında buluşuyor. Evden eve değişen tarifler de ortak mutfağa her ailenin kendi tadını katıyor.
Erciş’in kendi ürünlerine yer açın
Erciş üzümü ve kelem diye anılan lahana, ilçenin tarımsal hafızasını sofraya taşıyor. Birinde bağbozumunun mevsimi, diğerinde sarılacak yaprağın inceliği öne çıkıyor. İlk tanışmada her yemeği aynı masaya toplamak gerekmiyor: bir peynirin içindeki otu, bir üzümün nerede yetiştiğini sormak da güzel bir başlangıç.





